Evrimsel BiyolojiPsikolojiSosyoloji

Karıncaların Masalı ve Evrimsel İktisat

“Arıların yaşamı bütün olarak insanlara benzer.

İnsanlar gibi mütevazı şekilde hareket ederler.

Şehirlerde ne yapılırsa kovanda da yapılır.

Cüppe taşıyan da vardır kılıç kullanan da.

Biz de dahi olmayan makineler ve işçiler

Ve hatta gemiler, ordular, kaleler Bilim, alışveriş, zanaat

Bu kovanda hepsi var.”

Bernard Mandeville (1714)

       Bernard Mandeville, 1670-1733 yılları arasında yaşamış olan Hollandalı düşünürdür. Ahlak felsefesi ve siyaset felsefesi üzerine fikirler üretmiş olan Mandeville politik iktisat alanında yaptığı tespitler ile de kendisinden sonra gelen düşünürleri etkilemiştir. Bir hiciv ustası olan Mandeville görüşlerini aktarmak için alaylı bir üslup kullanmış ve fikirlerini çeşitli benzetimler yaparak alaycı bir dille aktarmıştır (Günör, 2016:526). En ünlü çalışması (1988 [1714]) yılında kaleme aldığı “Arıların Masalı: Bireysel kötülükler Toplumsal Menfaatleri yaratır” adlı eserinde bencilliğin ve iş bölümünün olduğu arı kovanı ile iş bölümü altında yaşayan insan toplumu arasında analoji kurmuştur. Mandeville 24 yılda tamamladığı eserinde bireysel kötülükleri, toplumun refahını arttıran temel unsur olarak nitelendirmektedir. Bencil arılar kendi faydalarını arttırmaya çalışırken kovanda da bolluk oluşmaktadır. Fikirleri kendisinden sonra gelen David Hume ve Adam Smith’i de etkilemiştir. İktisadi düşüncelerinin yanı sıra bir ahlak felsefecisi de olan Adam Smith erdemsizliğe karşı çıkmış olsa da bireylerin kendi faydalarının peşinde koşarken toplumunda refahını arttırdığı fikrini kabul etmektedir. (Smith, 2007:16 [1776]) ‘e göre de “Akşam yemeğimizi, kasabın, bira üreticisinin veya fırının iyilikseverliğinden değil, kendi çıkarlarını kollamalarından bekleriz. Onların insan severliğine değil, bencilliklerine sesleniriz.”

       Mandaville arı kovanı ve insan toplumu arasında analoji kurmuş olsa da bu benzetim, sosyo-biyolojik açıdan bazı kritik yanlışlar da barındırmaktadır. Bal arıları, hicivde yer aldığının aksine biyolojik açıdan sosyal böcekler olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın konusu olan karıncaların da 130 ile 80 milyon yıl önce yaban arılarından türediği düşünülmektedir. (Hölldobler & Wilson, 1990). Yaban arıları, bal arıları ile kıyaslandığında “bencil” yaşayan bir arı türü olsa da karınca türleri zaman içerisinde bulundukları çevre koşullarına göre evrim geçirmiş ve sınıflandırılmış karınca türleri sosyal böcekler olarak değerlendirilmektedir. Karıncalar günümüz modern toplumunda çoğu iktisadi tartışmanın üstesinden gelmiş görünmektedir. Basit bir karınca kolonisinden milyonlarca karıncanın bulunduğu kolonilere ilerledikçe iş bölümü, uzmanlaşma ve iletişim becerisi yükselmektedir. Örneğin Kurşun Karıncası” olarak sınıflandırılan ilkel karınca türü yaban arılarına benzer şekilde kısmen bencil özellikler taşımakta ve bu karınca türüne ait kolonilerde az sayıda birey yaşarken Arjantin karıncası olarak anılan bir karınca türü Arjantin’den Avustralya’ya kadar yayılan özgecil özellikte milyonlarca üyeli olan bir süper koloni oluşturmaktadır. Evrimsel açıdan daha ilkel karınca türlerinde aynı türe ait koloniler arası savaş yapılmakta iken Arjantin karınca türü kolonileri arasında savaş yapılmamaktadır (Thaler, 2004).

       20. Yüzyıl ise tek başına bir disiplinin herhangi bir olguyu açıklamakta yeterli olmadığı sonucuna ulaşmaktadır. Çevremizi saran dünya düşündüğümüzden daha kompleks bir yapı ihtiva etmektedir (Heylighen, 2010). Arılardan türemiş olan karıncaların toplum yapısı birçok entomolog, evrimsel biyolog tarafından incelenmekte elde edilen bulgular mühendislikten sosyoloji ve iktisada kadar kullanım alanı bulmaktadır. Kendiliğinden düzenin üst düzeyde gerçekleştiği, iş bölümü, uzmanlaşmanın ileri derecede olduğu, eşitsizliğin minimum olduğu tür içi rekabet olmadan da kendi içinde dengeye ulaşabilen karınca toplumları ile insan toplumu arasında analojiler kurmak sosyal bir bilim olarak iktisat için de yeni ufuklar vaat etmektedir.

 Karınca Masalı

       Doğada tespit edilmiş olan 8800 tür karınca çeşidi bulunmakta ve her karınca kolonisinde 10 ile 2 milyon arasında değişen sayıda karınca yaşamaktadır. Karıncalar, doğada ortaya çıktıkları günden bugüne kast sistemi geliştirmiştir. Her karınca türünün kendisine özgü bir sosyal organizasyonu bulunmaktadır (Hölldobler & Wilson, 1990). Bu bağlamda karınca türlerinde sosyal organizasyon geliştikçe iş bölümü ve uzmanlaşmanın arttığı görülmektedir. Basit bir karınca kolonisi yuvayı ilk kuran/üremeden sorumlu kraliçe karınca, kraliçe karıncayı dölleyen ama kısa süre sonra ölen erkek karınca ve dişi işçi karıncalardan oluşmaktadır. Karınca türlerine göre dişi karıncalar üreme yeteneğini sürdürmekte yani potansiyel olarak kraliçe olma hakkına sahip olmakta ya da tamamen kısır olmaktadır. Dişi işçi karıncaların ürememesinin evrim sürecinde koloninin sosyal düzeninin devamı bağlamında geliştiği düşünülmektedir. Bu bağlamda koloninin refahı için dişi karıncalar kraliçe haricinde üreme yeteneği olan diğer karınca kız kardeşlerini ürememeleri konusunda baskılamaktadır. Fakat Panerin adlı karınca türünde kraliçe karınca ölür ise, dişi işçi karıncalar arasında kraliçe olmak yine de ufak bir savaş yaşanmaktadır. Bu savaşın galibi koloninin yeni kraliçesi olmaktadır. Karıncalar sosyal böcekler olarak tek başlarına yaşayamamaktadır. Koloniden ayrı düşen kraliçe veya işçi karınca kısa sürede ölmektedir. Sağlıklı bir kolonide kraliçe karıncanın ömrü 10-15 yıl ve işçi karıncanın ömrü ise 3 yıl civarındadır. Karınca türüne bağlı olarak organizasyon yapısı basit kolonilerden süper organizmalara yaklaştıkça koloni içerisinde de uzmanlaşma artmaktadır. Bu bağlamda türden türe farklı olmakla beraber karıncalar, asker, larva bakıcısı, çöpçü, kesici ve toplayıcı karıncalar gibi farklı işlevler yüklenmektedirler. Bazı karınca türlerinde yiyecek bulan işçi karınca topladığı yiyeceğin bir kısmını sosyal mide denen bir midede saklamakta koloniye döndüğünde bu yiyeceği paylaşmaktadır(NATGEO, 2011; Thaler, 2004; Hölldobler ve Wilson, 1990).

       Böcek ailesine mensup olan arılar, 80 milyon yıl önce arılardan türediği düşünülen karıncalar ve beyaz termit türleri de toplumsal hayvanlar olarak “özgecil” davranışlar sergilemektedir (Dawkins, 2014). Karınca toplumunun süper-organizma olmasına neden olan en büyük özelliklerden biri gelişmiş iletişim ağlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda milyonlarca karınca kolonisi çeşitli iletişim teknikleri kullanarak koloni hakkında bilgi sahibi olmakta ve üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmaktadır.

       Kara üzerinde yaşamını sürdüren karıncalar üzerine çalışmalar yapıldıkça karınca toplumunun birçok açıdan insan toplumuna benzer özellikler geliştirdiği görülmektedir. Karıncaların, ilkel toplumdan günümüze kadar insana atfettiğimiz birçok ilerlemeyi evrimsel gelişme ile insandan önce gerçekleştirdiği görülmüştür. Bu bağlamda karınca türlerinde avcı-toplayıcılık, tarım ve hayvancılık, kölecilik gibi özellikler gelişmiştir (Darwin, 2012 ; Dawkins, 2014:199-204 [1976]). Yaprak Kesen Karınca türü (leaf-cutter) yaprak toplayarak yer altında mantar büyütmekte iken Ağaç Karıncası ve Göçebe Karınca olarak adlandırılan türler bit beslemekte ve onların salgıladığı tatlı özleri sağmaktadır. Ateş Karınca (solenopsis invicta) türü ise, diğer kolonilere saldırmakta ve onların larvalarını kendi kolonilerine taşıyarak köleleştirmektedir (Hölldobler & Wilson, 1990). Sonuç olarak ileri karınca türlerinde gelişen bazı özellikler siyasi düşünürlerin, politikacıların ve özellikle iktisatçıların ulaşmak istediği bir düzene de işaret etmektedir. Bir karınca masalı olarak nitelendirebileceğimiz bir süper karınca kolonisinde aşağıdaki özellikler bulunmaktadır:

  • Kendiliğinden Düzen
  • İş bölümü ve uzmanlaşma
  • Tür içi rekabetin yerine gelişmiş iş birliği
  • Gelişmiş sosyal organizasyon
  • Koloni içi uyum ve gelişmiş iletişim/bilgi ağı (Hölldobler & Wilson, 1990: Dawkins, 2014: NATGEO, 2011)

Mandeville eserinde arıların bencil doğaları gereği kendi faydalarını arttırma çabalarını toplumun da refahını arttıran yegâne unsur olarak görmektedir. Nadeau’ ya (1998) göre Mandaville’nin arı kovanında yaşayan arıların kişisel tutkuları ve bencil davranışlarının refah toplumunu oluşturan düzeni sağlaması “kendiliğinden düzen” fikrinin sistematik biçimde ilk defa dile getirilmesidir. İktisadi öğretide de kendiliğinden düzen fikri Adam Smith’e ait (2007:349) “görünmez el” metaforu ile sistemli bir fikir haline gelmiştir. Smith’e göre bireylerin farkında olmadan kendi bencillikleri için yaptıkları ekonomik eylemler iktisadi düzeni ve refah toplumunu oluşturmaktadır. Bu toplumda devletin serbest piyasaya müdahalesi durumunda bireylerin kendi faydalarını ve dolayısı ile toplumun refahını arttıran en iyi tercihlerde bulunamayacağını düşünmektedir.

       Liberal ekonomik görüş çerçevesinde serbest piyasada oluşabilecek bir dengeden uzaklaşma yine piyasa içerisinde çözümlenecek ve dengeye ulaşılacaktır. Tam rekabet varsayımı altında piyasada oluşan fiyatlar hem tüketiciler hem de üreticiler için sinyal üretmektedir. Fiyatlarda yükseliş durumunda üreticiler arzı arttırmak istemektedir. Bu durumda fiyatlar eski denge seviyesine geri gelmektedir. Sonuç olarak düzenden bir sapma piyasa içerisinde çözümlenmekte “görünmez el” piyasayı dengeye getirmektedir. Buna rağmen piyasanın dengeye gelmesinde piyasa aktörlerinin fiyat sinyallerini doğru algılamasının “Homo Economicus” bireylerin varlığı ve “tam bilginin” önemi büyüktür.

       Kısa vadede rekabetçi süreç “gerçek fiyatlar” çerçevesinde piyasa temizlenmesine yardımcı olmaktadır. Devlet müdahalesi, rassal olarak gelişen olaylarda veya doğal sonuçlarla fiyatlar gözlenemeyen doğal fiyatların çevresinde dalgalanmaktadır. Bu hipotetik fiyat alıcıların ve satıcıların uzun vadede hesapladıkları ortalama fırsat maliyetleri tarafından belirlenmektedir. Buna rağmen kısa vadede hipotetik ve yer değiştiren denge kavramı piyasaya verdiği sinyaller açısında kompleks ve muğlak görünmektedir (Witt, 1997:497)

       İktisat teorisi uzun süredir kendiliğinden düzen problemi üzerinde uzlaşma sağlayamamıştır. Problem özellikle bir iktisadi rejimde iş bölümüm kendiliğinden düzeni veya kendisini nasıl düzenlemesi gerektiği sorunu üzerine yoğunlaşmıştır. Bu sorun Adam Smith’te “görünmez el” kavramı ile açıklanmaktadır (Witt, 1997:490) Tam rekabet piyasalarında emek piyasası ücret seviyesi meslek seçiminde bulunacak bireyler için tercihler konusunda sinyaller üretmektedir. A mesleğine olan yoğun talep meslek ile ilgili ücretleri yükseltmekte iş gücü ve uzmanlaşma A mesleğine doğru yönelmektedir. Sonuç olarak serbest piyasada emek arzı yükselmekte, ücret seviyeleri düşmekte ve piyasa dengeye gelmektedir. Sonuç olarak iktisatta kendiliğinden düzen “görünmez el” tarafından sağlanmaktadır.

       Evrimsel biyoloji bağlamında kendiliğinden düzen kavramı ise, Darwin’in doğal seçilim (survival of the fittest) kuramında hayat bulmaktadır. Darwin’e (2012) göre doğaya uyma üstünlüğü yönünden farklı olan bireylerin özelliklerini gelecek nesillere bırakma konusunda doğa ile yaptıkları mücadelede evrim geçirmektedir. Uyum üstünlüğü olan bireyler hayatta kalmakta ve türlerini devam ettirme fırsatı bulmaktadır.

       Karınca toplumunda kaynakların etkin dağılımı özellikle iş bölümü ve uzmanlaşmanın doğal seçilim ile kendiliğinden düzen ya da Neo-Darwinci Dawkins (2014) açısından genlerin seçilim çerçevesinde geliştiği düşünülse de bu durumun gerçekleştirilmesinde karıncalar arasında kuvvetli iletişim ağının büyük önemi bulunmaktadır. Karıncalar türler arası değişmekle beraber temel olarak iki ve daha fazla şekilde iletişim kurmaktadır. İnsanlar kadar karmaşık bir dil kurmuş olmamalarına rağmen feromen kimyasalı kullarak, birbirlerinin antenlerine veya bacaklarına dokunarak ya da farklı sesler yardımı ile haberleşmekte ve bilgi aktarmaktadırlar.

       Karınca kolonilerinde gelişmiş iletişim ağı sayesinde hangi uzmanlık alanında ne kadar karıncanın gerektiği kraliçe karıncaya iletilir ve kraliçe karınca morfolojik açıdan ilgili karınca türünü yumurtlamaktadır. Eğer morfolojik açıdan farklı olmayan karıncalar arasında iş bölümü gerekiyorsa bu durum işçi karıncaların kendi arasındaki iletişimi “duyargaları” sayesinde iletilmektedir. Bu anlamda tam bir merkezi planlamadan bahsedilmese de koloni içerisinde sürekli bir geri besleme söz konusudur. Örneğin kızıl hasatçı karınca türünde koloninin ağzında bulunan karıncalar koloniye giren ve çıkan işçi karıncalarını koklayarak veya antenlerine dokunarak uzmanlık alanlarına göre sayım yapmaktadır. Sayım sonucu gerekli olan uzman karınca türü miktarı kraliçe karıncaya iletilmekte ya da dişi işçi karıncalar gerekli olan alana yöneltilmektedir.

       Piyasalarda “görünmez el” metaforunun geçerli olabilmesi ve karınca kolonilerinde de kendiliğinden düzenin doğru sonuçlar üretebilmesi için gelişmiş iletişim ağının olması (özellikle geri besleme) ve doğru bilginin üretilmesi gerekmektedir. Piyasadaki fiyat mekanizması tüketicilerin ve üreticilerin kısa vade ve uzun vadede doğru kararlar alabilmesi için sinyaller üretmektedir. Buna rağmen gelişen finans piyasaları, özellikle emtiaların finans piyasalarında (forward, future vb. gibi türev piyasalarda) işlem görmeye başlamasından bu yana piyasa içerisinde ortaya çıkan “gerçek fiyatların” doğru sinyaller üretmediği bir durum oluşmaktadır. 2008 Dünya finans krizi öncesinde başlayan faizlerin küresel anlamda düşürülmesi politikası ve kriz sonrasında gelişmiş ülke Merkez bankalarının genişleyici para politikalarına hız vermesi -gerçek anlamda- talep artışı yaşanmamasına rağmen emtia piyasalarına para girişine sebep olmuş ve “gerçek piyasalarda sanal fiyatlar” oluşmuştur.

Grafik 1. 2005-2016 Yılları Arasında Kahve Piyasası

Kaynak: ICO (2016) verileri kullanılarak oluşturulmuştur.

       Çok sayıda yatırımcı yerine az sayıda büyük yatırımcının yatırım yaptığı emtia piyasalarında fiyatlar yıllık ortalamalarından oldukça sapmış ve piyasa bilgisine tam olarak sahip olmayan üreticiler doğru olmayan sinyalleri yanlış algılamıştır.  Dünya Kahve piyasasında meydana gelen dalgalanma bunun büyük örneklerinden biridir. Grafik 1’de görüldüğü üzere kahve piyasasında 2005 yılında üretim 6,6 milyon ton civarında iken fiyat artışını sinyal olarak kabul eden üreticiler sürekli arz artışına gitmiştir. 2005 yılında 89 dolar civarından 20012 yılına gelindiğinde 230 dolara kadar yükselen fiyat balonu zaman içerisine gevşerken arz miktarı ise, 8,8 milyon tona yükselmiştir. Bu dönemde daha önce kahve üretimi yapılmayan az gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke sermaye ve emek faktörünü kahve üretmek için seferber etmiştir. Sonuç olarak 2016 yılına gelindiğinde kahve fiyatları yıllık ortalama 127 dolar civarına gerilerken kahve üretimi 9 milyon tona yükselmiştir.

       Karınca kolonileri ne kadar büyük ve kompleks hale gelse de iletişim mekanizması basit ve çok etkilidir. Bu doğru ve net bilgiler kendiliğinden düzenin de temel taşlarından biridir. Buna rağmen günümüzde piyasaları derinleştirmek adına finansal piyasalarda ortaya çıkan türev araçlar “gerçek fiyatlar” yerine hayali fiyatlar oluşturmakta bu durum alıcılar ve satıcıların piyasayı yanlış yorumlanmasına sebep olmakta ve kendiliğinden düzen sağlanamamaktadır.

Rekabet, İş birliği ve Sosyal Organizasyon

       Plato’dan, Hobbes’a, Adam Smith’ten Marx’a kadar birçok politik düşünür kompleks insan toplumlarının oluşumu ve insan doğası hakkında fikirler öne sürmüştür. İnsanın sosyal güdülerini incelerken bireyin mi yoksa sosyal kurumların mı baz alınması gerektiği konusunda karşıt tezler ortaya koymuşlardır (Richerson ve Boyd, 1999).

       Hobbes (2014) insanların doğa durumunda sürekli bir savaş halinde olduğunu öne sürmektedir. Benzer şeyleri arzulayan insanlar, bunlara ulaşabilmek için çatışma halinde olmakta bu çatışma hali de bitmek bilmeyen savaşları tetiklemektedir. Rousseau (2012) ise ilkel toplumlarda bireyler arasında eşitliğin hâkim olduğunu iddia etmiştir. Bu eşitliğin insan doğasındaki değişme ile birlikte zaman içerisinde eşitsizliğe dönüştüğünü ve mülkiyet hakkı gibi kurumlarla da kalıcı hale geldiğini öne sürmüştür. Hayek ise, insan doğasının ilkel toplumlar için geliştirdiğimiz güdüler ve modern toplumda yaşamak için uymamız gereken kurallar arasında yaşanan çatışmanın ürünü olduğunu söylemektedir. Bu sosyal kurallar doğal güdülerimizi kısıtlayarak açık toplumda ve daha büyük gruplar halinde yaşamamız için gerekli kısıtlamaları sağlamaktadır (Cordes, 2014:7). İnsanın arzuları ve istekleri onu toplum içinde iş birliğine mi yoksa bireysel rekabete mi sürüklemektedir? Klasik liberal iktisadi öğreti refahın gelişmesi için en önemli unsurlardan biri olarak bireylerin birbiri ile rekabet etmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bulutay’a göre (1987:51) bireycilik, özel girişim ve rekabetin ulusların refahını arttıran unsurlar olması Adam Smith ile iktisat yazının da kendisini gösterirken doğal seçilim kuramı ile de Darwin’in evrim kuramına yansımıştır. Hayatta kalabilmek için rekabet etmek bu kuramların özünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda liberal iktisadi öğreti de bireylerin bencil faydalarını arttırabilmeleri için piyasada rekabet etmeleri gerektiğini öne sürmektedir. Makro açıdan bakıldığında insan toplumunun günlük kararları ile belirlenen piyasalar birbirine rakiptir. Piyasalar ve piyasaları oluşturan unsurlar alıcılar-satıcılar, işgücü-işveren gibi içinde rekabetin olduğu gruplar bulundurmaktadır. Girişimciler önerir, kurumlar kolaylaştırır, piyasalar karar verir ve bilgi büyür. Bilgi arttıkça toplumlar ilerler. Yeni bilgiler bulunduğunda ve problemleri çözmekte kullanıldığında yeni problemler ortaya çıktıkça ekonomi evrim geçirmektedir (Potts, 2003:9).

       Frank’a (2003) göre sosyal organizasyonların oluşabilmesinde grup içerisindeki bireyler arasında rekabetin baskılanmasının önemi büyüktür. Grup içerisindeki bireylere karşı rekabet şansı baskılanmış olduğunda, bireyler şahsi başarılarını ancak ve ancak gruplarının etkinliğini ve üretkenliğini desteklediklerinde arttırabilmektedir. Bu yüzden bireyler şahsi başarılarını arttırmak için grup içinde rekabeti baskılamakta ve iş birliğini teşvik etmektedir. Dawkins (2014) seçilim birimi olarak geni almış ve karıncalarda sosyal organizasyonun evrimleşmesinin temelinde akraba seçimi (kin selection) probleminin bulunduğunu iddia etmektedir. Bu bağlamda karıncalar genlerini daha fazla aktarma imkânı bulduğundan koloni içerisinde az sayıda kraliçenin olmasına izin tanımaktadır.  Örneğin Uzun Bacaklı Karınca türünde dişi işçi karıncalar üreme yeteneğine sahip olmasına rağmen koloninin refahı için bu özelliklerini kullanmamaktadır. Dişi işçi karınca hamile kalırsa, karınca kız kardeşleri yeni kraliçe adayına müdahale ederek üremesine izin vermemektedir. Koloninin refahı ve sosyal organizasyonun bozulmaması için koloni içerisinde rekabet baskılanmaktadır. Karınca toplumlarında sosyal organizasyonun gelişmiş olmasının altında yatan nedenlerden biri de gelişmiş iletişim ağının olmasıdır. Sonuç olarak karınca kolonilerinde ortak genlerin gelecek nesillere aktarılması amacıyla sosyal organizasyonun gelişmesinde koloni içinde rekabetin baskılanması ve güçlü iletişim/haberleşme ağının oluşması önemlidir.

       Günümüz modern toplumunda her ne kadar liberal öğretinin rekabetçiliği toplumda daha kabul gören norm olsa da gelişen teknoloji sayesinde iletişim ve haberleşme ağlarında inanılmaz gelişmeler görülmektedir. Örneğin Swarm programı sosyal böceklere ait davranışların iletişim teknolojisine uygulanması le oluşturulmuş bir sosyal medya programıdır. Bu program sayesinde merkezi bir planlama olmadan ya da görünmez el müdahalesi yaşanmadan kullanıcılar gittikleri mekanlarda “check-in” yaparak mekânlar hakkında bilgi sağlamaktadır. Bu bilgilerin sayısında meydana gelen artış bilginin doğru olma olasılığını yükseltmektedir. Sonuç olarak Swarm programının kullanıcıları birbirinden habersiz olsa da kendiliğinden düzen sağlanmakta iş birliği yapmış olmaktadırlar.

       Heylighen (2007) “bedava” ve “açık kaynak” bilgi ile üretilen malların geleneksel piyasa yapısı ve ticari organizasyonların en etkili arz sağlayıcılar olduğu görüşünü ihlal ettiğini öne sürmektedir. Açık kaynak bilginin büyümesinde yer alan kişilerin ne merkezi planlamaya ne de görünmez ele ihtiyaç duymadan kendiliğinden organize olduğunu iddia etmektedir. Açık kaynak bilginin karıncaların minimum zamanda maksimum yiyecek toplamak için geliştirdikleri “stigmergy” feromen güncellemesi bir diğer ismi ile karınca koloni optimizasyonu yöntemi gibi yöntemle etkinlik sağladığını öne sürmektedir. Basitçe süreç içerisinde işleme “work-in-progress” günümüzde piyasadan ve merkezi planlamadan bağımsız olmasına rağmen Wikipedia ve Linux gibi açık kaynak kodlu bilgi mallarının etkin şekilde gelişmesini örnek olarak sunmaktadır. Bu süreç içerisinde yer alan kişiler gelişmiş iletişim ağı ve kaynaklara tam olarak ulaşabildikleri ölçüde ürüne nerede ve ne kadar katkıda bulunabileceklerin görmektedir. Sonuç olarak ürünün üretimi kendiliğinden organize olmakta kaynaklar da etkin şekilde kullanılmaktadır.

       Karınca kolonileri ilkelden süper kolonilere doğru ilerledikçe basit şekilde sosyal organizasyonlar büyüdükçe aynı türe ait koloniler arası savaş ortadan kalkmakta tür ve koloni içindeki karıncalar sosyal düzenin bozulmaması için rekabeti baskılamaktadır. Liberal öğreti ve insanın doğa durumunda bencil ve rekabetçi olduğunu düşünen görüşlere rağmen insanın sosyal güdüleri olduğu konusunda da iddialar bulunmaktadır. Karıncalar akraba seçimi ve diğer nesillere gen aktarımı aktarmak konusunda rekabeti baskılamakta, işbirliği yapmakta iken Bergstrom (2002) evrimsel teorinin ve laboratuvar deneylerinin insanın sosyal hayvanlar olduğunu ve davranışları konusunda başkalarının hareketlerine göre karar vermekten güçlü bir fayda sağladıklarını bu yüzden işbirliği geliştirdiklerini iddia etmektedir. Karşılıklık ilkesi ve yerleşik normlar durumunda (ödül ve ceza) gibi iş birliğini geliştirmektedir.

       Liberal iktisat öğretisi ve daha sonra neoklasik iktisat öğretisinde insan değişmez bencil ve rekabetçi doğasıyla rasyonel seçimlerde bulunan bir makine gibi ele alınmaktadır. Bulutay’a göre (1987:51) Darwin’in evrim anlayışının temelinde yatan bireycilik ve buna bağlı bireysel yaşam savaşı dönemin kapitalist ortamı ve rekabet anlayışının da bir yansımasıdır. Adam Smith ile iktisat öğretisinde yer bulan bireycilik ve rekabet anlayışı, Darwin’in evrim kuramında kendine yer bulmuştur. Buna rağmen insanın kültürel evrimi, morfolojik değişimlerden daha hızlı ilerlemektedir.

       Dawkins’in (2014) “memler [memetics]” olarak ele aldığı kültürel kodlar da insanoğlunun kültürel evrimi içerisinde yer almaktadır. Diğer canlılardan farklı olarak insanlarda iki farklı özellik bazen rekabet etmekte bazen de uyum içerisinde yaşamaktadır. Bunlar genler ve memlerdir. Biyolojik olarak neslin devamı için rekabet eden insan, gelişen beyin fonksiyonları ve binlerce yılda oluşturduğu kültürel kodlar ile beraber kültürel kodlarını yaymak için de rekabet içerisinde olmaktadır. Harari’ye (2015) göre de ilkel toplum olarak insanoğlunun sosyal güdülerinin küçük, kapalı gruplar halinde yaşamaya uygun olduğunu grup büyüdüğünde ise sosyal dengenin bozulduğunu ve grubun dağıldığını iddia etmektedir.  İnsanları, en yakın ataları olan maymunlardan ayıran en büyük özelliğin ortak mitlere (memler) inanmaları sonucu geliştirdikleri organize hareket etmek yeteneği olduğunu öne sürmektedir. İnsanlar bu ortak mitler çerçevesinde sosyal olarak organize olabilmektedir.

       İnsanoğlu sosyal güdülere sahip olsa da karınca toplumu gibi rekabetin kolonideki bireyler tarafından baskılandığı bir toplum değildir. Bu doğrultuda ufak gruplar içerisinde sosyal özelliklerini gösterseler de mikrodan makroya doğru ilkel karınca kolonileri gibi koloniler arası savaşlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin aynı geniş ailenin bireylerinden farklı uluslarda doğan insanlar arasında olması olarak düşünülebilir. Buna rağmen insanın bilişsel öğrenme becerisi ve kültürel özellikler yani memlerin evrimi biyolojik güdülerinden daha hızlı ilerlemektedir. Bu doğrultuda gelişmiş iletişim/haberleşme ağları insanların hem sosyal hem de ekonomik açıdan sosyal organize -yani süper kolonilere- dönüşme hızına katkıda bulunabilir. Belki de insan bilincinin gelişmesinin altında yatan sebep insanın sosyal bir hayvana dönüşme sürecinin ürünüdür. Bu konuda insanın psiko-sosyal dinamikleri üzerine yapılan çalışmalar ve doğa ile yapılan analojiler çalışmalara destek olabilir.

Sonuç

       Bu çalışmada Bernard Mandeville’ye öykünerek karınca toplumu ile insan toplumu arasında bir analoji kurulmuştur. İktisat öğretisinin gelişimi incelendiğinde de disiplinin zaman içerisinde toplum bilimi olmaktan uzaklaştığı, fizik kanunlarının yoğun olarak kullanıldığı ve matematiksel formüllere indirgendiği bir bilim haline geldiği görülmektedir. Mandeville’den Smith’e, Alfred Marshall’dan Hayek’e kadar biyolojinin ve doğanın ekonomiyi açıklamak için kullanılması ve kullanımının önerilmesine rağmen Romer’in (2015) “Mathiness in the Theory of Economic Growth” isimli makalesinde belirttiği üzere iktisadi sorunlara verilen cevaplar kısıtlı varsayımlara ve matematiksel denklemlere indirgenmektedir. Bu kısıtlama özellikle “Homo Economicus” gibi değişime kapalı ve katı insanı bencil ve tam rasyonel kabul eden aksiyoma dayanmaktadır. Genel denge kavramı gibi modeller ülkeleri ve bireyler coğrafyadan, kültürden, kurumdan bağımsız olarak ele alınan iktisadi kavramlar üzerinden değerlendirmektedir. Doğaya baktığımızda ise, aynı türü dünyanın farklı noktalarında hayatta kalabilmek için farklı özellikler /farklı dengeler geliştirdiği görülmektedir. Özellikle sosyal böcek olan karıncalar farklı dengelere ulaşmış bu doğrultuda basit kolonilerden süper kolonilere doğru iş bölümü ve uzmanlaşmanın farklı derecelerinde olmuşlardır.

       İktisat ve karınca toplumları arasında yaptığımız analojileri değerlendirdiğimizde serbest piyasaların ürettiği fiyat sinyallerinin karınca kolonilerinde oluşan kendiliğinden düzenden farklı sonuçlar ürettiğini görmekteyiz. Bu amaçla özellikle finans piyasası ile alıcı ve satıcıların karşı karşıya geldiği piyasaların iç içe geçmiş olmasının iktisadi ajanlar için yanlış sinyaller verdiği bu nedenle kaynakların etkin tahsis edilemediği görülmektedir. Karıncalarda kendiliğinden düzenin basit geri besleme etkisi ile sağlanması gelişmiş finans piyasalarının ya da özellikle türev piyasaların tekrardan gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor olabilir. Aynı şekilde piyasa kapitalizminin ve ticari organizasyonların, karınca kolonileri gibi sosyal organizasyonu gelişmiş kolonilerden farklı olarak etkinliği her zaman sağlamadığı iddia edilebilmektedir. Heyligen’in de ifade ettiği gibi kaynağın kıt olmadığı bilgi piyasalarında açık kaynak ve bedava bilgi mallarının üretilmesinde karınca kolonilerine benzer yöntemler izlenmesi etkinliği ve toplumun refahını arttırabilir.

       Yüzyıllardır düşünürler insan doğası ve iktisadi piyasaların gelişimi üzerine fikirler öne sürmüşlerdir. Mandeville ile arı kovanı ve insan toplumu arasında analoji ile başlayan ve Adam Smith’te görünmez el metaforu ile devam eden süreç zaman içerisinde doğadan kopmuştur. 19.-20. yüzyıllarda fizik kurallarının hâkim olduğu bir sosyal bilim dünyası ortaya çıkmıştır. Buna rağmen doğada ve insan doğasındaki değişim iktisadın evrimsel açıdan ele alınması gerektiğini göstermiştir. Gelecek yıllarda evrimsel biyoloji, psikoloji, antropoloji alanında yapılacak yeni çalışmalar iktisadi sorunların çözümü konusunda daha doğru ve daha özel yeni yollar sunma potansiyeli taşımaktadır.

Kaynakça

Bergstrom, T. C. (2002). Evolution of Social Behavior : Individual and Group Selection. Journal of Economic Perspectives, 16(2), 67–88.

Bulutay, T. (1987). Bilimin Niteliği üzerine Denemeler: Evrim ve Quantum Kuramları. Mülkiyeliler Birliği Vakfı Yayınları 3.

Cordes, C. (2014). The Application of Evolutionary Concepts in Evolutionary Economics (No. # 1402). Papers on Economics and Evolution.

Darwin, C. (2012). Türlerin Kökeni. (Ö. Ünalan, Çev.). Evrensel Basım Yayın.

Dawkins, R. (2014). Gen Bencildir. (E. Karaaslan, Ed., T. T. Bilgin & U. Polat, Çev.). İstanbul: Kuzey Yayınlar.

Günör, R. B. (2016). Bernard Mandaville’in Arıların Masalı Adlı Eseri Hakkında Bir İnceleme. İdil Sanat ve Dil Dergisi, 5(22), 521–536. http://doi.org/10.7816/idil-05-22-01

Harari, Y. N. (2015). Hayvanlardan Tanrılara : Sapiens : İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi. (E. Genç, Çev.). İstanbul: Kolektif Kitap.

Heylighen, F. (2007). Why is Open Access Development so Successful ? Stigmergic organization and the economics of information.

Heylighen, F. (2010). The Science of Self-Organization and Adaptivity, 1–26.

Hobbes, T. (2014). Leviathan. (S. Lim, Çev.). Yapı Kredi Yayınları.

Hölldobler, B., & Wilson, E. O. (1990). The Ants. London: Springer-Verlag Berlin Heidelberg.

ICO. (2016). International Coffee Organization. Tarihinde adresinden erişildi http://www.ico.org/new_historical.asp

Mandeville, B. (1988). The Fable of the Bees or Private Vices, Publick Benefits, Vol. 1 (C. 1). Online Library of Liberty. Tarihinde adresinden erişildi http://oll.libertyfund.org/title/846

Nadeau, R. (1998). Spontaneous Order. Içinde J. B. Davis (Ed.), Handbook of Economic Methodology (ss. 477–484). USA: Edward Elgar.

NATGEO. (2011). City of Ants. USA: National Geographic Wild.

Potts, J. (2003). Evolutioanary Economics an Introduction to The Foundation of Liberal Economic Philosophy. Tarihinde adresinden erişildi No.324

Richerson, P. J., & Boyd, R. (1999). The Evolutionary Origins of a Crude Superorganism. Human Nature, 10(3), 253–289.

Romer, P. M. (2015). Mathiness in the Theory of Economic Growth. American Economic Review: Papers & Proceedings 2015, 105(5), 89–93. http://doi.org/http://dx.doi.org/10.1257/aer.p20151066

Rousseau, J.-J. (2012). Toplum Sözleşmesi̇. (V. Günyol, Çev.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Smith, A. (2007). An Inquiry into the Nature and the Causes of the Wealth of Nations. (S. M. Soares, Ed.), The Glasgow Edition of the Works and Correspondence of Adam Smith (Digital Ed, C. 2). New York: Metalibri. http://doi.org/10.1057/9780230291652

Thaler, W. (2004). Ants: Nature’s Secret Power. Germany: ORF Enterprise.

Witt, U. (1997). Self-organization and economics what is new ? Structural Change and Economic Dynamic, 8, 489–507.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Hocam Gayet akıcı ve bilgi verici olmuş. Özellikle hikaye tarzı anlatımınız ile sadece iktisat alanı ile boğulmayıp arada biyoloji ve Evrim hakkında bilgiler ile İnsan hayatında Birlikte hareket etmenin güzelliğini anladık. saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı