Home Blog Page 7

Bir garip demokrasi sınavı

0

Türkiye’nin siyasi arenada demokrasi ile tanışmasının üzerinden 100 yıla yakın bir süre geçmek üzere. Bu süre içerisinde birçok badire atlatan Türkiye’deki demokrasi serüveni için sınavlardan biri 16 Nisan 2017 tarihinde halk referandumu ile oylanacak. Herkesin ağzında da bir demokrasi lafı olmasına rağmen yaşanan olaylar ve gelişmeler yüzünden ortam sıkıntılı. Referandum süreci ise, yavaş yavaş siyasi arenada yükselmeye başladı. Bir soru var; yeni anayasayı onaylıyor musunuz? Cevap ise, basit. “evet” veya “hayır” Peki durum bu kadar basit midir? Sanmıyorum. Türkiye siyaset tarihi maalesef sürekli bir kutuplaştırma politikası üzerinden yürütülmüş ve yürütülmeye devam edilmekte. Bu açıdan baktığımızda yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal misali “evet” dersen yandaş “hayır” dersen vatan hainisin gibi kutuplaştıran bir anlayış var.  Doksanlılar Erkan Yolaç’ın Evet /Hayır yarışmasını hatırlayacaktır. Yarışma da basit bir kural var evet veya hayır cevabını verirsen kaybedersin. Bu açıdan baktığımızda mikrofon uzatılanlar veya seçimde ne yapacağı sorulan seçmenler yarışmacılara benziyor.

Tezimi yazarken demokrasi konusunda güzel bir okuma yapma fırsatım oldu. Aristoteles ve Platon’dan demokrasinin tarihi kökenlerini, Sartori’den Schmidt’e kadar siyasi teoriler ve ideolojiler çerçevesinde demokrasi ve onun gelişimini,  Jean Jacques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi ile ütopik halini, Acemoğlu ve Douglass North ile ekonomik kökenlerini ve etkilerini tanıma fırsatım oldu. Şunu öğrendim ki demokrasi yalın hali ile oy verme hakkından başka birşey değil. Atina demokrasisi bunun ilk hali. Buna rağmen günümüzde herkesin demokrasi derken aslında bahsettiği şey liberal demokrasinin uzantısı teorik olarak”çoğulcu veya oydaşmacı demokrasi” olarak tanımlanabilir. Teoride diyorum çünkü özellikle iskandinav ülkeleri haricinde oydaşma ve çoğulculuk geçer akçe değil.

Türkiye’nin demokrasi tarihine baktığımızda ise, sürecin çok sancılı geçtiği görülüyor. Batı tipi demokrasilerin ortaya çıkışı genellikle aşağıdan yukarı yani halktan monarşiye doğru olmuştur. İngiltere’de “Magna Carta” ile monarşinin elini zayıflatan süreç, lordlar kamarasında vergi almaya çalışan hanedanın direnen lordlar tarafından yenilmesi sonucu demokrasinin güç kazandığı bir ortam oluşturmuştur. Fransız devrimi ile başlayan süreç Fransa’daki demokrasi hareketinin fitilinin tutuşmasıdır. Amerika’da ise, İngiltere’yi hiç görmemiş ama Kraliçe’ye vergi ödeyen halkın “temsil yoksa vergi de yok” diye başlattığı ayaklanma ile tohumlarını atmıştır.

Yıllar önce Aysun Kayacı’nın toplum tarafında linç edilmesine yol açan bir lafı vardı “dağdaki çoban ile benim oyum bir mi?” diye. Sarışın ve manken olmanın dezavantajı diyelim sen ne anlarsın demokrasiden! insanları küçümsüyorsun denilerek i lince maruz bırakılmıştı. Eleştirenlerin dediği gibi salt anlamı ile demokrasi dağdaki çoban ile ordinaryüs profesörün de oyunun bir olması demektir. Peki demokrasinin bu şekli etkili midir? Eğitim demokrasi de ne kadar etkilidir?

 

Eğitim demokrasinin olmazsa olmazıdır. Demokrasi dediğimiz kavram insanların yarattığı bir kavramdır. Doğuştan bizimle gelen bir içgüdü değildir. Hatta doğuştan gelen içgüdü demokrasi den ziyade otokrasidir. Hayvani içgüdüler diyelim. Her insan güdüsel olarak en güçlü ve/veya lider olmak ister. Bu anlamda demokrasi ise, bir toplum sözleşmesi yani bir bakıma uzlaşma zeminidir. İnsanı insan olarak tanımlanması için ise eğitimli olması gereklidir. İnsanlıktan kastım en azından homo politicus ve homo economicus diyebilirim. Yoksa homo sapiens olmak zaten doğuştan geliyor. Buradaki insanlık kavramı biraz daha seçkinci görünebilir demokrasi söz konusu olduğunda seçkincilik bir süre sonra halk kitlelerinin de yanlış yönlendirilmesi veya sömürülmesine yol açabilir. İyi bir demagogun halk kitlelerini peşine takması ve demokrasiyi kullanarak özgürlükleri kısıtlaması da demokrasinin “açıklarından(bug)” bir tanesidir (Hitler, Mussolini, belki Trump).

Peki iyi bir demokrasiye nasıl erişiriz? İyi demokrasiden kastım “bir insan bir oy” ama neye? neden? oy verdiğini bilen bir topluma erişimden bahsediyorum. Dediğim gibi demokrasinin olmazsa olmazı nitelikli bir eğitimdir. Sadece diplomadan bahsetmiyorum. Demokrasi evde başlar. Bilinçli ebeveynler bilinçli çocuklar yetiştirir. Bu yüzden demokrasinin uzun süredir hüküm sürdüğü topraklarda demokrasinin demokrasi ile yıkılması zordur. Diğer aşamada ise, okul eğitiminin iyi olması bilinçli vatandaşların yetişmesinin diğer adımıdır. İşin eğitim boyutunun öncesinde ise, ekonomik boyutu ve gelir dağılımının adaletli olması en önemli unsurdur. Kimse aç karna siyaset dinlemez. Yoksul toplumlar demokratik olarak en istikrarsız toplumlardır. Toplum sözleşmelerinin temelinde toplum üyelerinin birbirlerinin malına veya canına zarar vermemeleri gelmektedir. Ya toplum sözleşmesi toplumun diğer üyelerini görmezden gelirse ne olur? İşte o zaman toplum sözleşmesi de kendi kendini boşa çıkaran bir sözleşme metnine dönüşür. Yani toplumun geri kalmış üyeleri kendilerini açlığa mahkum eden sözleşmenin değişmesi için en demokratik biçimde? oy hakkını kullanır. Oy hakkını kullanamaz ise, yaşam hakkını kullanır ve yaşamak için öldürme! içgüdüsüne bile varabilir.

Bu yüzden ülkede adil gelir dağılımı ile tutarlı kalkınma, kalkınmak için eğitim ve bu süreçlerin birbirini geri beslediği bir süreç içerisine girildiğinde istikrar ve demokrasi daha doğru sonuçlar üretir. Tabi demokrasiden kastım halen “oydaşmacı” veya “çoğulcu” demokrasidir. Busch’s Guest Feedback Survey

Her şey bir yana ve her ideoloji bir yana benim oyum her zaman çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin kazanmasından yanadır.

Sonsuz Manevi İhtiyaçlar – Aile,Dost,Sevgili ve İktisadi Perspektif

0

İktisat kıt kaynaklarla sonsuz insan ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli politikaları üretmeye çalışan bir bilim dalıdır. Peki kıt kaynaklar neler? Üretim faktörleri;emek,girişimci,sermaye,doğal kaynaklar bunlar en temel olanları. Bunun haricinde dünyada neredeyse hiçbir şey sonsuz miktarda bulunmadığı için kıt kaynak sayılır. Ama bunun karşısında iktisadi bireylerimizin sonsuz ihtiyaçları var. İktisadi bireylerimiz rasyonel,tam bilgiye sahip,geleceği öngören,nominal ile reel arasında ayrım yapabilen ve faydasını maksimize etmeye çalışan bireyler.İnsanlar maddi varlıklar için mücadele eder ve faydasını maksimize etmek konusunda bencil sayılır. Peki manevi anlamda durum böyle mi? Manevi duygularımızı tatmin edecek şeyler -her zaman- bireyin faydasına mıdır? Bireyler maneviyat konusunda da -tam-rasyonel davranabilir mi? Cevap bazen evet bazen ise hayırdır.

        Örf,adet,gelenek,görenek gibi kavramlar aile konusunda aldığımız kararlarda bazen rasyonel bazen ise rasyonel olmayan kararlar almamıza sebep olur. Bu zamanla önce bireylerin toplumu sonra ise toplumun bireyleri etkilediği mekanizmalar vasıtası ile gerçekleşir. Örneğin ;çocukların refahı ebeveynler açısından bir nevi yatırım ve biyolojik anlamda  soyun devamı açısından önemlidir. Bu yüzden birçok aile çocuklarının faydasını maksimize ederken kendilerine zarar verseler bile “faydacı ve rasyonel” olmaktan uzak kararlar alabilir.Burada yatırım gibi bakılan çocuğun Ortalama maliyeti (AC) göz önünde bulunduran ebeveynler Çocuklarının yol açtığı Değişken Maliyetleri (AVC) göz ardı eder. Sonuçta ebeveynler için zarar git gide büyür.

       Dostluk konusunda ise bireyler genellikle aileye nazaran daha rasyonel davranma eğilimindeler.İnsan neden dost arayışındadır? İnsanlar yalnızlık,üzüntü ve dertler gibi manevi açıdan maliyet sayabileceğimiz konularda ortalama maliyetlerini düşürmek veya hayat dediğimiz süre içerisinde manevi faydalarını yükseltmek için dost ararlar. Zaten zor zamanımızda yanımızda olanlara dost dememizin amacıda özellikle manevi maliyetlerimi azaltmak içindir. Dost, birey açısından pozitif dışsallık sağlayan bir iktisadi birimdir. Dostların varlığı maliyetimizi düşürür, faydamızı yükseltir.Bu ilişkinin karşılıklı olması dostluğun uzun süreli olmasına sebep olur. Fakat dost bildiklerimiz kavramında ise aslında bir süre sonra dostlarımız maliyetlerimizi arttırmakta veya faydamızı azaltmakta olan iktisadi bireyler olmakta.

Aşağıdaki fayda fonksiyonunda A bireyi ve B bireyi birbirlerinin faydalarını arttırır. Sıkı dostlardır..

Ua=A bireyinin toplam faydası

A bireyinin fayda fonksiyonu => Ua=f(Aşk(u),aile(u),temiz hava(u),su(u),Ub,yemek(u),……,X(u)n)

Ub=B bireyinin toplam faydası

B bireyinin fayda fonksiyonu => Ub=f(hava(u),doğa(u),su(u),yemek(u),barınma(u),Ua,…….Y(u)n)

Aşağıdaki maliyet fonksiyonunda ise A bireyinin hayatında B bireyi dost bildiğidir ve A bireyinin hayatında maliyet yaratan çıkarcı – geçici birisidir.

Ca=A bireyinin toplam maliyeti, Ca=f(Telefon faturası(c),sevgilin terk etmesi(c),Cb,Kira(c),……Xc)

        Bu aşamada dost bildiklerimizin maliyetlerine katlanabildiğimiz sürece devam eder. Örneğin B bireyi bize daha fazla maliyet yükleyemeyeceğini düşündüğünde hem fonksiyondan hem hayatımızdan çıkar.

İnsan neden Aşık olur ve birini sevme ihtiyacı duyar. Bu manevi ihtiyaç,dost edinme ihtiyacına benzer özelliklerle beraber, biyolojik olarak neslin devamı,Maslow’ un ihtiyaçlar hiyerarşisinde belirttiği gibi cinsel ihtiyacın karşılanması ve toplumsal etkileşim ile kendini daha yoğun hissettirir. Bu yüzden insanlar  maliyet fonksiyonlarında, aşık olduğu kişilerin yüksek maliyetlerine dostlarına nazaran daha fazla tolerans gösterirler.Tabi burada ilişkinin manevi faydasının manevi maliyetinden yüksek olması gerekir. Genellikle dostların – sevgili ve eşlerden önce tutulmasının sebebi dostların ilgili bireye daha yüksek manevi fayda sağlamasıdır.Bunun haricinde bireyler için sevgili veya eş bir süre sonra kısmi mülk olarak düşünülür. Bireyin sevgilisini mülkü olarak görmesi ve kaybetmekten korkmaması bireyin toplam maliyetini düşürücü etki yapabilir. Bazı ilişkilerde tarafların ilişki süresi uzadıkça birbirlerine daha ilgisiz olması bundan kaynaklanır. Böyle ilişkilerde ilgiyi kaybeden kişinin faydasını azaltmak yerine ilişkinin belirsizlik ile ilgili maliyetini yükseltmek bireylerin toplam faydasını yükseltir.Best Western Guest Satisfaction Survey

Ceteris Paribus : Bu yazıda bireylere faydacı,rasyonel bir pencereden bakılmış ve faydalar Kardinalist yaklaşımla ele alınmıştır. İktisadın Newtongil yöntemi ile sonsuz manevi istekler ile kıt manevi kaynakların maksimuma ulaştırılma çabası anlatılmıştır.İktisadi perspektiften olaylara nasıl bakılır sorusuna farklı bir cevap vermeye çalıştım

Zaman ayırdığınız için Teşekkür ederim.

Sefa ERKUŞ

Bitcoin nedir?

0

Bitcoin, son zamanlar adını sıkça duymaya başladığımız herhangi bir resmi kuruluş,merkez bankası veya finans şirketi ile bağlantısı olmayan bir elektronik para birimidir.3 Ocak 2009’dan beri yürürlükte olan Bitcoin dünya tarafından tanınması ise 2011 yılından itibarendir.Ülkemizde ise Ağustos ayından itibaren ekonomi sayfalarındaki haberlere konu olmaya başlamıştır. 2. Dünya savaşından sonra ülkeler  arasında para basmayı bir standard ile belirlemek amacıyla Bretton Woods adında bir anlaşma yapılmıştır.Anlaşmanın amacı 2. Dünya savaşı sırasında sınırsız para basan ülkelerin yaşadığı ağır ekonomik bunalımlar ve bunun dünya ticaretine olan etkisini ortadan kaldırmaktı.Bretton Woods “altın standardı” olarakta bilinir.Ülkelerin paraları Dolar’a endekslenmiş dolar ise bir Ons’u 35 dolara sabitlenen altına eşitlenmiştir.1970 yılına doğru ise Amerikan ekonomisi altın standardına dayanamamış ve dalgalanmaya bırakılmıştır.O günden beri paralar, belli bir standardı olmadan piyasada dalgalanmakta ve merkez bankaları kimi zaman para basarak kimi zaman kendi tahvillerini alarak piyasaya müdahele etmişlerdir.Yakın zamanda olan 2008 Küresel Finans krizinden sonra Amerikan merkez bankası FED bilançosunu 900 milyar USD’den 3.5 Trilyon USD’ye çıkartarak işin boyunutu devasa hale getirmiştir.Avrupa merkez bankası ECB ve Japon Merkez bankası BOJ yine para basarak resesyondan çıkıp ülkelerinin ekonomilerini düzeltmeye çalışmaktadırlar.Kur savaşları olarak bilinen bu durum birbirine eklemlenmiş olan dünya ticareti ve finans piyasasını,yatırımcı kararları ile hanehalklarını piyasasın doğrudan etkilemektedir.İşte hikayemizin kahramanı olan Bitcoin bu duruma bir tepki olarak hayata geçirilmiş projedir. Bitcoin’in tarihçesi ise şu şekildedir; 2009’da ilk Bitcoin şartnamesi ve kavram ispatı bir üye tarafından Satoshi Nakamoto adlı (Gerçek adı olmayabilir) kriptograf tarafından email listesinde paylaşılmıştır.Daha sonraki dönemde projeden ayrılan Satoshi’nin arkadaşları ve kriptograflar ise projeyi devam ettirmiştir.Değişik bir para arz sistemine sahip olan çıkarılan para arzının değeri 2011 yılından itibaren sürekli artan bir grafik izlemiştir.2012 yılının eylül ayında Bitcoin Derneği kurulmuş Bitcoin’in yaygınlaşması ve kuralları ile ilgili çalışmalarda bulunmaktadır. Bitcoin para birimi BTC adıyla bilinse de uluslararası sistemde XBT adıyla yerini almıştır. Bitcoin’in teknik özellikleri;

–          Sistemde işlemler geri alınamaz

–          Eş ödemeler arası değişim vardır.

–          İşlemler bilgisayarınız kapalı olsa bile geçerlidir Bitcoin’i standart para haline getirmek için koyulmuş kurallar;

–          İhracı matematiksel bir algoritma ile kurulan bir madenden yapılır.

Piyasadaki  miktarı 21 milyon adedi geçemez ama virgülden sonra  100 hane ilerleyebilir Yani;0.0000000001 bitcoin’in bile piyasa değeri vardır. Bu sayede piyasada belli bir para arzı arttırılmadan bile işlemler görülebilecektir. Şu anda tedavüldeki para stoğunundeğeri 1.2 milyar Amerikan doları etmektedir.Birçok internet sitesi ise yavaş yavaş ödeme sistemlerinde bu para birimini kabul etmeye başlamıştır.Kasım ayının son haftası Amerikan finansal işlemler denetleme kurumu Bitcoin ile ilgili herhangi bir önlem almanın gerekliliği üzerine toplanmış ama “şu an regülasyon ihtiyacı duyulmamıştır” diye açıklama yapılmıştır. Bitcoin’in en çok kullanıldığı piyasa olan Çin’de ise bankaların Bitcoin için ödeme yapmasının yasaklaması Aralık ayı başında piyasadaki fiyatına kısa süreli darbe vurulmasına sebep olmuştur.Yine ECB’deki bazı yetkililer avrupalıları Bitcoin kullanımına karşı uyarma ihtiyacı duymuştur.Dijital hırsızlık gibi gerekçeleri öne süren yetkililer ,regülasyonun olmadığı bu para birimine ihtiyatlı yaklaşılması gerektiğini açıklamışlardır.Günlük piyasa işlemlerinde Japon Yeni,Dolar veya Euro’ya rakip olamayack kadar sığ olan bu piyasa merkez bankaları için tehlike arz etmezken talep arttıkça olabilecek herhangi bir yasal düzenlemeye dikkat etmek gerekmektedir. Sosyal medya ve internetin yaygınlaşması ,küreselleşen bir dünya ticareti ve finans piyasası fiziki sınırları olmasada birçok sınırı ortadan kaldırmaktadır.Facebook,twitter gibi sosyal medya araçları üzerinden haberleşen insanlar ve onların fikirleri çok hızlı bir biçimde kitlesel olarak insanları,toplumu ve dünyayı etkilemektedir.Arap baharının başlamasında,Gezi Parkı direnişinde,Wall Street’i işgal kampanyasında ve birçok örnekte internetin gücü görülmektedir.Bitcoin ise merkez bankalarına ve onların kurallarına karşı bir tepki olarak oluşturulmuştur. Çok kısa bir sürede Vatan gazetesi Ali Ağaoğlu’nun da köşesinde de belirttiği gibi bitcoinmania (Bitcoin çılgınlığı) haline gelmiştir. Piyasada büyük spekülatörlerin olmaması şu an  için iyi bir durum  olsa da herhangi bir yasal düzenleme haberinden oldukça yüksek oranlarda etkilenmesi Bitcoin yatırımcıları için dezavantajdır.Fiyatları sürü psikolojisi ile hareket etmektedir.JP Morgan bankasının ağustos ayında Bitcoin benzeri bir ödeme birimi için patent aldığı haberi para birimini oluşturanlar ve kullananlar için doğru yolda gittiğinin haberidir.Kısa sürede forex şirketleri ve piyasa bilgisi veren sitelerde,borsalarda işlem görmeye başlayan u elektronk ödeme biriminin geleceği ise yakın zamanda çok parlaktır.Bitcoin kullanan internet sitelerinin sayısının artması,foreks sitelerinde işlem görmesi ve bunu kabul eden bankalarının sayısının artması BTC’yi hayatımıza daha fazla sokmaktadır. Fakat Bitcoin’i şu an sadece bir saadet zincirine benzetmek doğru olacaktır.Sistemi yatırım ve para kazanmak için(spekülatif) kullananlar bu durumu göz önüne almalıdır.Kısa vadeli  AL-SAT   işlemleri şu an için bu piyasada doğru hareket olacaktır.

Sefa Erkuş Mustafa Kemal Üniversitesi İktisat Yüksek Lisans

Kaynakça:

http://bitcoin.org/tr/hakkinda

Cabana Cares Guest Satisfaction Survey

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bitcoin

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25331882.asp

http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay/76034/4369/1/25230736/10-soruda-bitcoin

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bretton_Woods_Anla%C5%9Fmas%C4%B1

http://finans.gazetevatan.com/portal/ISE/getDetailsStory.html?storyId=287912&goToHomePageParam=true&siteLanguage=ena